Yalnızlığın F Hali
Ömrün yetmez yıldız olmaya,
uzanamazsın, tutar efkarlar elinden çekerler aşağı...
Dem, keder hepsi birden gelirse karşına,
zaman bilmezsin lacivert akar,
Sen her defasında biraz daha fazla sarı...
Vakitsiz sevinçlerin kursağında kalan
bizim çocukluğumuzdur elbet, kimse bilmez...
Utanmazın önde gidenidir hayat
ve elbet Kadıköy'de akşam çayıdır yaşam denilen sanrı,
bir bakarsın yalnızlık lacivert iner geceye,
gözlerin omzumda uyanıverir;
Sen her defasında biraz daha fazla sarı...
Bir kere değil milyonlarca kez
güneşe dönen ayçiçekleri gibi;
özene bezene dönüp durur zihnimizde ismin,
bağırır çağırır hepten buluruz orta yolu, biliriz;
tüm yollar boğaya çıkar, sonra ver elini bayır aşağı...
Yoğurtçu'dan uzanır bir ses; mutluluktur adı
ve bilirsin gözleri kocaman gülen insanlardan,
özlemdir bu, haykırıştır, direniştir;
Sen ise her defasında biraz daha fazla sarı...
Mevsimler son sürat geçer,
mevsimler aramıza set çeker sevgilim.
Sanki hain birer çukurdur zamanın iç çeken özlemleri,
içine düşmek için kurnazca yerlerde nöbet tutan tarifsiz pusularda
karartırlar elimizin sana uzandığı her yeri...
Bir damla gözyaşına bakar gökyüzü,
bir adım kala bekler uçurum,
bir kurşun uzaklığında durur haysiyetsiz kul,
bir tüy gibi hafifçe ensemize iner çaresiz uzaklık,
bir nefes mesafesinde patlar gökler;
yokluğunda yağmurlar da lacivert yağar geceye;
Yalnızlığın F halidir bu;
ben bilirim, o bilir, sen bilmezsin...
Çünkü sen, içimizi ısıtan bir güneş sıcaklığıyla sokuluverken ömrümüze,
biz en güzel yaşlarımızın baharında
nerede olursak olalım, omuz omuza haykırırız adını,
Çünkü sen bilmezsin,
yaralarımızın ismini de seninle değiştiririz biz,
noksanlığımızı da seninle tamamlarız...
İşte bu yüzden sen, ölümsüzce arşın arşın geride bırakırsın dağları,
durmak bilmezsin, yorulmazsın ve eğilmezsin;
ve sen her defasında biraz daha fazla sarı...



Yorumlar
Yorum Gönder