Fenerbahçe Enigması
Boğulacak okyanuslarımız da sırt döndü bize, ne garip. Gittikçe yalnızlaşan, yalnızlaştıkça çoraklaşan, çoraklaştıkça sebebi bilinmez vazgeçişleri alışkanlık haline getirişimin elbet bir sebebi bulunacaktır benden sonra...
Devlet büyükleri (!) halkımız (!) için 75 tl "cinsel ihtiyaç harçlığı" vermeyi ön görüyordu geçtiğimiz aylarda, aklımda kalmış sebepsiz. Bence büyüklerimiz insanlara "intihara teşebbüs desteği" vermeli. Bu sizce de daha doğru olmaz mıydı? İllaki devletin silahıyla, tekmesiyle, esnafıyla ölüp öldürülecek değiliz ya? Ama yok, olmaz; olmuyor işte... Onu da biz yapacağız, kendi imkanlarımızla...
Ben olsaydım önce intihar edebilmemiz için teşvik sağlar, daha sonra intihar etmeyi yasaklardım. Neden olmasın? Hem nüfusu düşür, hem vergisini topla... Kimsesizlerin ölümlerini de elektriğe ekledikleri kaçak kullanım bedeli gibi bize ekle... "Hanım bu ay faturalar kabarık, kimlerin mutsuzluğunun bedelini ödüyoruz acaba yine?"
Bunun aslında bütün alt yapısını hazırlamış durumda olmaları bu düşüncemi bir gün gerçekleştirme ihtimaline dair daha da inançlı kılıyor beni, lakin bir insan olarak, bir birey olarak bu ülke sınırları içinde başka ne hakkım var ki elimde? İntihar etmek dışında...
Şimdi maçın ertesi sabahı hoppala nereden çıktı bu konu demeyin... Merak etmeyin öyle bir düşüncemde yok, en azından şimdilik...
Demek istediğim bu ülkede elimizde ne kaldığı?
Ben olsaydım önce intihar edebilmemiz için teşvik sağlar, daha sonra intihar etmeyi yasaklardım. Neden olmasın? Hem nüfusu düşür, hem vergisini topla... Kimsesizlerin ölümlerini de elektriğe ekledikleri kaçak kullanım bedeli gibi bize ekle... "Hanım bu ay faturalar kabarık, kimlerin mutsuzluğunun bedelini ödüyoruz acaba yine?"
Bunun aslında bütün alt yapısını hazırlamış durumda olmaları bu düşüncemi bir gün gerçekleştirme ihtimaline dair daha da inançlı kılıyor beni, lakin bir insan olarak, bir birey olarak bu ülke sınırları içinde başka ne hakkım var ki elimde? İntihar etmek dışında...
Şimdi maçın ertesi sabahı hoppala nereden çıktı bu konu demeyin... Merak etmeyin öyle bir düşüncemde yok, en azından şimdilik...
Demek istediğim bu ülkede elimizde ne kaldığı?
Mesela Çocuk olmak mı kaldı?
Ekmek almaya giderken bile öldürülebileceğinin gerçeğiyle çocuk olmak...
Büyümek mi kaldı?
Bir sokaktan geçerken, yahut bir minübüste ya da bir üniversitede büyüme sevinçlerini elinden alırlarken mi?
Okumak? Doğuda karlar altında bir mum ışığının nöbetinde, batıda sırtını güneş sıvazlarken "inanma, ceketim, inanma kuşların söylediklerine" diyerek mi?
Tüm sınavlarının sonuçları daha sınava girmeden bile belliyken; hak ettiğin her yerde bir şekilde birileri, azmini işgal ederken mi okumak?
Çalışmak ya da? Ekmeğinin kavgasına düşmek, bir küçük mutluluk için aslanın midesine inerek hem de...
Hangi işte peki, CV'nde kiminle yandaş olduğuna belirtmeden hangi işte? Karanlık madenlerde mi, uçsuz bucaksız inşaatlarda mı çalışmak?
Asansörlerde ve çadırlarda can vermek için mi yoksa üstüne toprağın bin bir türlü çilesi çökmüşken; ciğerlerine devletin su pompalaması mı içindeki dinmez yangını söndürmek için?
Asansörlerde ve çadırlarda can vermek için mi yoksa üstüne toprağın bin bir türlü çilesi çökmüşken; ciğerlerine devletin su pompalaması mı içindeki dinmez yangını söndürmek için?
Sonra unuttuk hatırlamayı ama eğlenmek mi kaldı elimizde? Eğlenmek... Öyle de komik bir kelime... Pek ya nerede?
Mutlu olmak mı, en son ne zaman?
Peki ya sevmek? Sevmek için bir şansın var mı bu düzen içinde, tüm yasakların gölgesinde izin var mı sevmelere?
Velhasıl, ne kaldı elimizde?
İçinizden geçen kelimelerin iki dudağınızın arasında gidip gelirken ki o minik fısıltılarını duyar gibiyim; "Fenerbahçemiz kaldı"
Biraz daha yüksek bir sesle lütfen...
"FENERBAHÇEMİZ KALDI!"
milyonlarca farklı söylenişiyle hem de...
İşte burada üstümüzdeki büyük hakimiyetin, o büyük kuşatmanın neden başarısız olduğunun cevabı yatıyor... Tam burada, az önce iki dudağınızın arasından çıkan sözde...
O yüzden ki esnafa sorduğunda "Fener tersten saplar" diyor bey amca... O yüzdendir ki devam ediyor her şeye rağmen yüzündeki kocaman gülüşüyle: "nereye döndersek o tarafa dönecek onlar..." diye...
Bunun adı Fenerbahçe Enigması'dır...
İşkence haline gelmiş her türlü şeye karşı ayakta kalmanın milyonlarca farklı anlamıdır...
Bunu sadece Fenerbahçeliler bilir, bunu sadece Fenerbahçeliler anlar...
Dünyanın milyonlarca farklı yerinde, milyonlarca farklı şivesinde, geleneğinde Fenerbahçe demek bu yazının başında bizden aldıkları her şey demektir...
Bu enigmayı 3 temmuz sürecinde kırmak isteyenler Pirus Zaferi elde ettiklerini yeni anlıyor... Geçen yıllardan sonra hep birlikte yok oluşlarını izliyoruz...
Enigma sağlam...
Kırılamaz çünkü onu yazan yürekler öyle kocaman, öyle güneşli, öyle birbirine kenetli ki, siz de bunun bir parçasısınız...
Bunu unutmayın ve asla umutsuzluğa kapılmayın...
Milli Piyangocu bey amca işareti çoktan verdi çünkü, şifre açık...
"Fener tersten saplar!"
Karanlık günlerin içinden; kavgalardan, ölümlerden, intiharlardan, üzüntülerden gayrı yüzünüzdeki o müthiş gülümsemeyi görür gibiyim...
Bu gülüş direnişin, bu gülüş adaletin, bu gülüş halkın varoluşun şifresidir...
Bu gülüş Fenerbahçe'nin zafer hikayesidir!
Biraz daha yüksek bir sesle lütfen...
"FENERBAHÇEMİZ KALDI!"
milyonlarca farklı söylenişiyle hem de...
İşte burada üstümüzdeki büyük hakimiyetin, o büyük kuşatmanın neden başarısız olduğunun cevabı yatıyor... Tam burada, az önce iki dudağınızın arasından çıkan sözde...
O yüzden ki esnafa sorduğunda "Fener tersten saplar" diyor bey amca... O yüzdendir ki devam ediyor her şeye rağmen yüzündeki kocaman gülüşüyle: "nereye döndersek o tarafa dönecek onlar..." diye...
Bunun adı Fenerbahçe Enigması'dır...
İşkence haline gelmiş her türlü şeye karşı ayakta kalmanın milyonlarca farklı anlamıdır...
Bunu sadece Fenerbahçeliler bilir, bunu sadece Fenerbahçeliler anlar...
Dünyanın milyonlarca farklı yerinde, milyonlarca farklı şivesinde, geleneğinde Fenerbahçe demek bu yazının başında bizden aldıkları her şey demektir...
Bu enigmayı 3 temmuz sürecinde kırmak isteyenler Pirus Zaferi elde ettiklerini yeni anlıyor... Geçen yıllardan sonra hep birlikte yok oluşlarını izliyoruz...
Enigma sağlam...
Kırılamaz çünkü onu yazan yürekler öyle kocaman, öyle güneşli, öyle birbirine kenetli ki, siz de bunun bir parçasısınız...
Bunu unutmayın ve asla umutsuzluğa kapılmayın...
Milli Piyangocu bey amca işareti çoktan verdi çünkü, şifre açık...
"Fener tersten saplar!"
Karanlık günlerin içinden; kavgalardan, ölümlerden, intiharlardan, üzüntülerden gayrı yüzünüzdeki o müthiş gülümsemeyi görür gibiyim...
Bu gülüş direnişin, bu gülüş adaletin, bu gülüş halkın varoluşun şifresidir...
Bu gülüş Fenerbahçe'nin zafer hikayesidir!



Yorumlar
Yorum Gönder