Yorulmaz Türk Eşref Aydın


- Baba?
- Efendim oğlum.


- Duydun mu Eşref Aydın’ı kaybetmişiz.


- Eşref Hocayı mı?


- Evet baba.

- …

Yılını bilmem, tarihini hiç; babamda anlatmazdı zaten, anlatmayı da nedense bir türlü sevmedi; belki de Yalıköy’deki evimizin bahçesindeki o altın ayva ağcına yüz verip de, annesinin kendisini kayışla dövdüğü günleri hatırlıyordu kim bilir, atlet olma, iş bul; çalış diye… Çizgili 41. O ismi vermişti arkadaşları ona… 41 numaralı otobüs levhası kırmızı çizgili Kabataş’tan nereye gider kim bilir, ama ne zaman arkadaşları okul çıkışı o otobüse biner, annesinden gizli gizli antrenman yapan bir çocuk vardır yol üstünde, otobüsle yarışır; koşar koşar kaybeder, ayakları çıplak; bakışları mahçup, sevdası taze…


Günlerden bir gün, yaşlılık böyle bir şey işte; geriye ne hafıza bırakıyor adamda ne de başı sonu belli anılar, her şey bir görüntüden ibaret, bir sesten, bir kokudan o ana ait olan; kalanlar silik, kalanlar geride, kalanlar gittiler…  Günlerden bir gün, hocası tutar kolundan gel der, gel seni götürüp kulübe yazdıracağım. Aman der içinden annem duymasın, yoksa altın ayva ağacının altında, galiptir elbet bu yolda mağlup olan, bilir…

Giderlerde, bembayaz bir atlet, bir göğsünde arması; diğerinde Türk Bayrağı… Güzel bir el yazısı tam ortalarında elbet; rengi lacivert; ismi Fenerbahçe… Biliyorum özlüyorsun o günleri, oysa bir bir geride kaldı tüm hatıraların; ama şimdi düşünüyorum da, kim bilir nice yaşlı delikanlının, çocukluk düşlerinde de göğüsler ipi;  Yorulmaz Türk, Eşref Aydın… 

Yorumlar

Popüler Yayınlar