Hasretin Yüreğimizi Geçti...






Nereden başlamam gerektiğini bilmiyorum... Tam 1 yıl olmuş, zaman ne kadar da kötü be abi, bir unutturup bir hatırlatıyor her şeyi; ya da biz artık çok yaşlıyız, yetişemiyor, yarışamıyor, yarışsak da yenişemiyoruz ona karşı... 1 yıl önce bugün yine aynı ofisteydim, aynı masada, aynı insanlar ile... İnternette haberini okuduğumda inanmak istemedim, malum bilirsin sen de, sosyal medyada ölüme kara çalmak üç beş satır kelime... Hemen hastaneyi aradım, sordum, soruşturdum; bilgi veremeyiz dediler, ağladım yüzlerine karşı nolur dedim, en azından böyle bir şey olmadığını söyleyin... Çaresizlik ne kadar da ağırdı... İlk defa binmiyordu da üstüme bu yük, her seslenişimde, bir ton daha artıyordu her şey; her sessizlikte bir ton daha kalabalık, bir ton daha mesafesiz ve bir ton daha nefessiz kalıyorduk öylece... Telefonda her şey bir ton daha yavaştı o an, sessizlik ise bir kaç yüzyıl daha uzun...

İnanmak istemediğimiz her şeyin yine inanmak istemediğimiz gibi kalmasını çok dilemiştim. Ama başaramadım. Gidişin çaresizce tüm bedenimizi sarmalamış, tenimize dokunmuş, kendisini duyurmuş, gözlerimizi hüzünlere teslim etmişti. Senden öğreneceğimiz ne kadar da çok şey vardı be abi, hepsi yarıda kaldı. Evren kendi içine bükülen bir kara delik gibi seninle ilgili nerede bir hatıra varsa içine çekmeyi başarıyor ve etrafında dönen ölü yıldız tozları nasıl da birbirine değip patladığında yeni bir yaşam için var oluyorsa, senin ölümünden sonra etimizden kopup da ayrılan her bir parça, birbirine dokunup bir kez daha parçalanıyor ve bir kez daha ayrılıyor ve bir kez daha bizden uzaklaşıyordu... Evren bozulmuştu bir nevi, bunda senin gidişinin payı ne kadar büyüktü hiç bilemedim ama bize gerinde bıraktığın her şeyin; aynı olmadığını görmek çok daha yaralayıcı, çok daha sitemkar ve çok daha isyankardı...

Bugün tam bir yıl oldu; hasretin yüreğimizi geçti ama "ağlara değmedi", bil istedim abi...


Yorumlar

Popüler Yayınlar