Sevdamız Fenerbahçe
Hüzünler güçlendiriyor bedenlerimizde dizginleyemediğimiz anılarımızı. Bir gün Bahariye sokaklarında iken başka bir gün Kalamış sahilinde uyanıyoruz dünyaya… Rüya ile gerçek birbirine öyle yakın, öyle karmaşık, öyle sıcak ki; ipin üstünde bir cambaz misali; elimizde sarı lacivert bir atkı ölesiye açık ve altımızda sonsuz bir uçurum var asla korkmadığımız. Yol alıyoruz… Bu güzide seyrüsefer ile, bu aydınlık sabahlar ve Kadıköy sokaklarında bizler; hani annemiz kokan çubuklu formamız sırtımızda, dudaklarımızda alnı; hani babamızın bıyık altından gülüşü; şampiyonluk şarkılarının peşi sıra bir eski fotoğrafta ve daima cebimizde ve daima unutmadığımız ve elbet sevgilimizin o ince, o uzun, o enfes biçimli ellerinde kurdelalarla bezenmiş bir sevda türküsü şekillenirken; dudaklarında sıcacık bir marş; öpmeye bile kıyamadığımız ve geceleri bir başımıza kafamızı yastığa koyduğumuzda aklımıza düşen, ertesi gün istikamet Şükrü Saraçoğlu ise uykumuzu evrenin en uzak galaksisine teslim edip de zihnimizin yorgun koridorlarında tek kale maçlar yaptığımız, skorlar düşlediğimiz, totemler yarattığımız ah o meşakkatli aşkımız ile yürümeye devam edeceğiz… Yol alıyoruz ve sevdamız gururumuzdur elbet ve sevdamız çubukludur ve azimdir, mücadeledir, vazgeçmemektir, sevdamız direnmektir a dostlar; yol alıyoruz, istikamet Kadıköy, sevdamız Fenerbahçe’dir…



Yorumlar
Yorum Gönder